Android&IOS sorunsalı. II. Bölüm Android -artıları/eksileri-

İlk Android işletim sistemli cep telefonunun çıkmasından bu yana tam 5 yıl geçti. HTC tarafından T-Mobile G1 adıyla duyurulan, Android işletim sistemini kullanan ilk telefon olma özelliğine sahip cihaz bugünün cihazları ile karşılaştırıldığında oldukça mütevazi, o zamanın teknolojisi ile karşılaştırıldığında ise oldukça yüksek donanım detaylarına sahipti. Android’in ilk sürümü olan 1.5 Cupcake ile çalışan cihazda, ARM 11 tabanlı 528MHz işlemci, 192 Mb Ram, Adreno 130 grafik birimi, TFT-LCD HVGA ekran, 256 Mb Rom, 3.2 mpxl bir kamera bulunmakta idi. Bugün üretilen cihazların aksine HTC, cihazda sürgülü tam boy birde qwert klavye sunmakta idi. Android işletim sisteminin çıkmasından önce Windows mobile ile bu piyasada adını sağlam olarak duyuran HTC çoğu cihazında benzer bir klavye sunmaktaydı.
HTC ‘nin başlattığı Android işletim sistemli cep telefonları, daha sonraki dönemlerde Apple haricinde de neredeyse tüm markalar tarafından kullanıldı. Özellikle Samsung markasının Android’i kullanmaya başlamasından sonra Android cihazlarda hatırı sayılır bir satış artışı gerçekleşti. Günümüzde, ilk üretilen Android modele göre oldukça yüksek bir teknolojiye sahip Android cihazlar kullanıcılarına, 1.7 Ghz hızlarına ulaşan işlemciler, 2 GB DDR2 düzeyinde ramler, 6,5” büyüklüğünde ekranlar (cep telefonlarında), 13 mpxl düzeyinde kameralar sunmaktalar. Günümüzde sahip oldukları donanım özellikleri ile Android işletim sistemi ile çalışan cihazlar, kullanmakta olduğumuz notebook ya da masaüstü bilgisayarlara yakın değerlerde performanslar sergilemekteler. Elbette Apple’ın ürettiği iPhone cihazlara göre, farklı bir çok marka tarafından üretiliyor olmanın getirdiği rekabet avantajını kullanıyor Android cephesi.
Android cep telefonlarının kısa bir tarihinden bahsettikten sonra asıl konumuz olan, Android cihazların avantajları, dezavantajları ve iPhone cihazlara göre farklılıklarına gelmek istiyorum.
Android cihazların IOS cihazlara göre en büyük avantajı Google tarafından yapılan işletim sisteminin, açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olması. Yani Google, işletim sisteminin neredeyse tüm özelliklerine müdahale edilebilmesine müsaade ediyor. Bu sayede Android işletim sistemini kullanan markalar, cihazlarında farklı ara yüzler kullanma imkânını bulabiliyorlar. Bu da karşımıza hem farklı işlevsel özelliklere sahip, hem de farklı görselliklere sahip çeşit çeşit ara yüzlerin çıkmasına olanak sağlıyor. Üstelik bununla da sınırlı kalmıyor, satın aldığınız markanın size sunmuş olduğu ara yüzle yetinmek istenmeyen kullanıcılar için, açık kaynak kodlu olmasının avantajı ile birlikte, internette sınırsız sayıda bulunabilecek farklı romları da yüklemek mümkün oluyor. Hatta bu custom romlar ve kerneller sayesinde, cihazınızın size sunmuş olduğu işlemci hızlarını bile değiştirebilmeniz (overclock yapabilmeniz) mümkün olabiliyor. Android işletim sistemini kullanan bir cep telefonuna sahipseniz, cihazınızı bilgisayarınıza bağladığınızda, tıpkı bir flash bellek takmışsınız gibi sürükle-bırak yöntemi ile cihazınızla dosya alış verişinde bulunabilir, hangi formatta olursa olsun, istediğiniz dosyayı cihazınıza atabilir, markette kolaylıkla bulabileceğiniz uygun editörlerle bu dosyaları açabilirsiniz. Örneğin bilgisayarınızdaki bir videoyu, formatı ne olursa olsun, herhangi bir değişiklik yâda convert işlemi yapmadan direk olarak cihazınıza atabilir; sonrasında cihazınızda bulunan veya marketten indirebileceğiniz uygun codec ve çözücülerle bu videoyu cihazınızda oynatabilirsiniz. Hatta günümüzde neredeyse tüm Android cihazlarda bulunan OTG desteği ile (desteği olmayan cihazlarda custom romlarla eklenebiliyor) piyasadan 2-3 TL ye alabileceğiniz bir ara kablo vasıtasıyla cihazınıza direk olarak flash bellek bağlayıp içerisindeki dosyalara erişebilir ya da kopyala-yapıştır ile cihazınız ve bellek arasında dosya alış-verişinde bulunabilirsiniz. Hatta yine bu OTG desteği sayesinde Android cihazınıza klavye Mouse bile bağlayabilirsiniz. Android işletim sistemini bize sunduğu bir başka avantaj da cihazın wifi, 3G, GPS, Bluetooth vb. gibi özelliklerini bir tıkla açıp-kapatmaya olanak veriyor olması. İşlevsellik bakımından Android cihazlar IOS cihazlara göre daha avantajlı durumdalar. IOS’ takinin aksine sizi direk menüye sokmak yerine, sayısı 7 ye kadar olabilen ana ekranlar sunan Android, ana ekranlara kısa yol, widget, ayar kısa yolları, uygulamalar ekleyebilmemize olanak veriyor ve bu sayede IOS’takinin aksine bir çok bilgiye veya ayara daha kısa yoldan erişebilmemizi sağlıyor. Yine sahip olduğu binlerce uygulama&oyun ‘dan oluşan market içeriğinin, IOS marketteki uygulamalara göre hem daha ucuz hem de bazı uygulamalarda bedava olması ile (IOS markette ücretli olan bir çok uygulama, Androidde ücretsiz sunulmakta. Ücretli olan uygulamalar da alternatif market programları ile ücretsiz olarak edinilebilmekte.) daha avantajlı durumda. Yine IOS işletim sisteminde bulunmayan bir özellik olan bluetoothla dosya alış verişi, Android tarafından bize sunulmakta. Hatta daha da ileriye gidilerek bu özellik wifi tarafından da sağlanabilmekte. Kısacası Android bir cihaz aldığınızda iPhone cihazlardaki özelliklerinin her birine, daha işlevsel ve kullanılabilir bir şekilde sahip olmuş oluyor ve işletim sisteminin size dayatması olan özelliklerle yetinmek zorunda kalmamış oluyorsunuz.
Bunun yanında Android cihazların da IOS a göre dezavantajları var elbetteki. Açık kaynak kodlu olmasının getirdiği dezavantaj yüzünden, Android işletim sistemli cihazlar, IOS cihazlar kadar kararlı değiller. Menüleri iphone’lardaki gibi akıcı değil ve (günümüzdeki üst sınıf cihazlarda artık olmasa da) Android işletim sistemli cihazlar bazen donmalar, resetlemeler ya da cihaz kapatmalar yapabilmekte. Aslında bunun tek sebebi Google’ın android marketi (Google play olarak geçmekte) Apple kadar iyi denetlemiyor olması. Bahsini ettiğim olumsuzluklara işletim sisteminden ziyade cihaza yüklenen 3. Sınıf uygulamalar yol açmakta. Öyle ki marketten indirdiğiniz uygulamaların yanında cihazınıza zararlı yazılımlarında bulaşması içten bile değil. Android tarafındaki bir başka olumsuzlukta işletim sisteminin güncellemeleri konusunda yaşanıyor. Apple cihazlarına neredeyse sonsuz yazılım güncellemesi desteği sunmakta iken, Android bir cihaz aldığınızda en fazla 1 yıl ya da iyimser bir şekilde 2 yıl boyunca yazılım güncelleme alabiliyorsunuz. Bu durumun tek istisnası ise saf Android işletim sistemini kullanan ve her dönem farklı markalar tarafından üretilen Nexus cihazlar. Bu da şu demek oluyor. Birkaç yıl önce satın almış olduğunuz cihazınız artık yeni bir güncelleme almadıysa, markette bulunan ve yeni yazılımla uyumlu uygulama veya oyunları cihazınızda çalıştıramazsınız. Yani markette bulunan her uygulama sizin onu çalıştırabileceğiniz anlamına gelmiyor. Hatta bırakın sürümle ilgili olmasını, farklı donanım özelliklerinde bir çok cihaz olması sebebiyle, indirdiğiniz uygulama veya oyun cihazınızın donanımı ile uyumsuz olması sebebiyle bile çalışmayabilir.
Yazımın sonuna geldiğimde, tüm bu olumsuz yönlerini de göz önünde bulundurarak benim bir Androidci olduğumu belirtmek istiyorum. 2001 yılında sahip olduğum, ilk cep telefonum olan Panasonic GD92 den bu yana, 300’ün üzerinde cep telefonu kullanma imkanım oldu. Sahip olduğum tek ve en kötü kötü özellik olan teknoloji bağımlılığım yüzünden neredeyse birkaç ayda bir cep telefonu değiştiriyorum. Ama son kullandığım 6-7 cihazın Android olduğunu söylemeliyim. Her ne kadar olumsuz yönleri olsa da bana daha özgür bir kullanım deneyimi sunması sebebiyle de Android kullanmaya devam edeceğim. Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s